Dijital Yerliler: Z Kuşağı

July 27th, 2018 Posted by Dijitalleşme 0 thoughts on “Dijital Yerliler: Z Kuşağı”

Son dönemlerin en popüler konularından biri “Kuşaklar”. Birçok kaynakta kuşakları tanımlayan belli başlı özellikler var. Ancak biliyoruz ki dünya üzerinde herkes tek, herkes birbirinden farklı, herkes özel; tek bir kalıba uydurmak zor. Kendimden biliyorum; ben de kâğıt üzerinde bir Y kuşağı olsam da, koşullara göre bazen X bazense Z kuşağı özellikleri gösteriyorum. Ama bu yazıda konu, profesyonel yaşam olunca, biraz genellemek ve ona göre aksiyon planı çıkartmak daha doğru. İş yeri huzuru ve verimliliği için, başkalarını kendimize ait yargılarla değil o dönemin gerçekleriyle değerlendirmeliyiz ki herkes mutlu ve sağlıklı bir ortamda çalışabilsin.

Dediğim gibi, ben bir Y kuşağıyım. Bizim kuşak, kuşaklar arası farklılıkların en çok hissedildiği dönem diyebiliriz. Bir önceki nesiller kadar olmasa da, Y kuşağı da ekonomik dalgalanmalarla iş hayatında var olmaya çalışan bir kuşak; globalde de krizlere tanıklık eden. İş yaşamına bakış açımızla, bizden önceki kuşakları şaşırttığımız bir gerçek. Örneğin belirlenen mesai saatleri arasında çalışmayı sevmiyoruz. Üretkenliğimizin fazlaca olduğu saatleri tercih ediyoruz, gece yarısı olsa bile. İş saatinden ziyade işe odaklanıyoruz yani. Örgütsel bağlılığımız az, merak ve keşfetme ihtiyacımız fazla, kanımız kaynıyor ve çok fazla iş değiştiriyoruz. Ama bizden sonra gelen bir kuşak var ki: Z kuşağı… Onlar biraz daha farklı. Onları iş hayatında tecrübe etmeden, haklarında yazılanları tarafsızca okuyup öğrenmemiz, kendilerinden dinlememiz gerek. Ben de okuduklarımı ve Z kuşağı yaz dönemi stajyerlerimizle yaşadıklarımı sizler için derledim.

İş hayatında henüz yeni yeni, stajyer olarak karşılaştığımız, 2000 yılı sonrası doğanlara ait bir kulüp bu Z kuşağı. Kristal Nesil de deniyor, Dijital Yerliler de. Teknolojiye doğan, internetsizlik nedir bilmeyen, Ana Britannica’yı bir müzik grubu zanneden ilk nesil diyebiliriz. Daha trendy bir tanım yapmak gerekirse de sanal dünyaya sürekli “connected”lar diyebiliriz. Demek istediğim e-mail göndermek değil, onu demode buluyorlar; alfabeyle değil de emojiyle iletişiyorlar.

Erken yaşta kreşe veya oyun gruplarına gönderildiklerinden ötürü daha hızlı bir zihinsel gelişim ve farkındalığa sahip oldukları ortada. Bu farklılık fiziksel anlamda da diğer kuşaklara göre öne çıkmış durumda: Dokunma, dinleme, görme gibi duyularını daha aktif kullanıyorlar ve motor becerileri senkronizasyonu çok yüksek.

Sosyal olaylara, çevreye, teknolojik gelişmelere, ekonomiye, sosyal adaletsizlik ve eşitsizliğe karşı daha duyarlılar. Gündemi, global dünyayı daha yakından takip ediyorlar. Adalet, iklim değişiklikleri, barış onlar için önemli.

Daha bireyseller, örneğin tek başlarına molaya çıkmak onları rahatsız etmiyor. Aksine yalnızlığı tercih ediyorlar. Telefonları da yanlarındaysa…

Z Kuşağı’nın dikkat süresi Y Kuşağı’ndan da daha kısa. Y Kuşağı’nın tercih ettiği 140 karakterlik kısa metinler onlara uzun geliyor. İletişimlerinde metinden çok görsellik ön planda. Örneğin, sosyal medyada sıkça gördüğümüz capsli resimler artacağa benziyor.

Giyim tarzı olarak kendilerini zora sokmayı sevmiyorlar, stilleri ve rahatlıkları ön planda. Yani, bilgisayar başında kravatla çalışmazsan olmaz numaraları onlara pek işlemeyeceğe benziyor. Giyilebilir, taşınabilir vb. teknoloji ürünlerini de günlük hayatının tercih edecekleri kesin.

Her ne kadar dijital yerliler desek de iletişimde asgari nezaketin çok üzerindeler. İkili ilişkilere önem veren, oldukça kibar bir tarzları var. Ama bir yandan da üsluba dikkat ederek eleştirmekten hiç çekinmeyen, algılarında ne varsa filtrelemeden ortaya koyan bir beyinden bahsediyorum.

Bu kuşak için para kazanmanın yanında, iş tatmini çok önemli. Sallabaşı al maaşı taktiği asla işe yaramaz. Kendilerini geliştirecek bir kariyer yolu çizilmezse kuruma adapte olmazlar, olamazlar. Doğdukları andan itibaren bir birey gibi yetiştirildikleri için önemsendiklerini ve özel olduklarını hissetmek istiyorlar. Hâlbuki bilginin ve zamanın hızına anında adapte olabilme özelliği taşıyorlar. Ama çalışırken eğlenmenin ve sürekli öğrenmenin peşindedirler.

Özetle, detaylarda kaybolmadıkları ve nokta atışı yapabildikleri için şirketlerin verimli çalışması ve başarılı olmasında büyük rol oynayacağa benziyorlar. Ancak, aidiyet duygularının az ve çabuk vazgeçme huylarının olması sebebiyle işletmelerin standart sistemlerinde bu kişileri bünyelerinde tutmalarının zor olduğunu da belirtmek gerek. Z kuşağı, takım çalışması yerine daha çok bireysel hareket etmeyi seven ve kendilerini ifade edebilecekleri alanlar oluşturabilen kuşak olarak kabul ediliyor.

Şimdiden benden söylemesi…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Yeni nesil mentorluk.

© Wentor. Tüm Hakları Saklıdır. 2018

  

%d bloggers like this: